Türk Eğitim-Sen Kocaeli 1 Nolu Şubesi 
Anasayfa Kurumsal Yönetim Duyurular Yazarlar İletişim
 
 
     
  Foto Galeri Video Galeri İlçelerden Haberler Okuldan Haberler Dosyalar Perde Arkası S.S.S Hukuk Köşesi Basında TES  
     
     
   
     
   
     
     
 
Yazarlar - Özkan Öztürk
Özkan Öztürk
 
Köşe Yazısını Paylaş

Günümüzde kitle iletişim araçlarının etkili kullanıldığını düşünürsek; yönetici mevzuat bekçiliği yapan birisi olmaktan çıkmıştır diyebiliriz. Çünkü artık öğretmen, memur ve hizmetliler de mevzuat konusunda bilgi sahibi olabilmektedir. Bu olumlu bir gelişmedir. Bu olumlu gelişmeyi yönetime katkı anlamında kullanabilmek yöneticinin işini kolaylaştırabilmektedir.  

Bilgiler paylaşılarak yeni ufuklar açılabilir. Bence, kurum yöneticisi liderlik vasıflarına sahip kişi olmalıdır. Çünkü artık günümüzde ekibini yöneten değil, ekibiyle yöneten yönetici tipi ön plandadır. Ekibiyle yönetmenin temel şartları da ekibi tarafından kabul görmesidir. Liderlik vasıflarına sahip olmayan yönetici otoritesini kanunlara dayandırırsa ekibiyle çatışma yaşayacaktır. İyi bir lider ise otoritesini büyüleyici özelliğinden alır. Kişiliği, tarafsızlığı, soğukkanlılığı, pratik zekâsı, ileri görüşlülüğü ile ekibine güven verir.

            Çalışanlar, kendinden birisi olduğunu hissettikleri yöneticilerle çalışmaktan zevk alırlar. Öğretmen, değer verildiğini, takdir edildiğini hissederse daha verimli çalışır. Yöneticiyi yanında ister. Yönetici anadır, babadır. Kısacası başını dayayacağı bir destektir onun için. Lider yönetici hiç bir zaman aradaki köprüleri atmaz. Her zaman ekibinin yanında olduğunu hissettirir, onlarla çalışmaktan zevk aldığını belli eder. Başarısızlıkta umutsuzluğa kapılmaz, ekibini diri tutar. Başarıyı paylaşır ve yeni hedeflere yelken açar.

          Günümüzdeki iş anlayışı ile ekip çalışması arasında bazı çelişkilerde yok değil. Mesela profesyonel iş dünyası duygusallığı arka plana atar. Bizim kültürümüzde büyük-küçük ilişkileri saygı ve sevgi esasına dayanmakta olup, yeni model bu anlayışı fazla benimsememiştir.  Biz büyüklerimize abi, abla diye hitap etmekten zevk alırız, bu bize bir güven verir. Ancak yeni anlayışta buna pek yer vermezler. Ben, bu anlayışı çok doğru bir yaklaşım olarak görmüyorum. Hatta bir seminerde katılımcılardan birisine abi diye hitap ettiğimde seminer yöneticisi; üzerine alınmazsan bir şey söylemek istiyorum, abi, abla, kardeş gibi kelimeleri kullanmayalım demişti. Bu anlayışın bize uymayacağını, ben abi olarak gördüğüm bir kişiye bey diye hitap edemeyeceğimi ifade etmiştim. Benim yaklaşımım da tam doğru olmayabilir. Önemli olan aslında hitabetten çok yaklaşım tarzı ve iletişimdir.

          İşte aradaki bu iletişim engelleri maalesef ikili ilişkilere sekte vurmaktadır. Siz aynı ortamı paylaşıyorsanız ve ortak amaç için çalışıyorsanız öncelikle etkili iletişim kurmanız gerekmektedir. Bu bakımdan yönetici ile ekibi arasında bütün iletişim engellerinin kaldırılmasından yanayım. Lider yönetici dinlemesini bilen ve sözü dinlenen kişidir.
 
          Lider yönetici aynı zamanda iyi bir programlamacıdır. Kriz yönetimini çok güzel uygular. Ekibine verdiği görevlerde yol gösterendir.

          Her şeyden önemlisi; lider yönetici güvenilirdir, fedakârdır ve de adildir.

          Lider yönetici tutarlıdır, kararlıdır ve haklı olduğu konuda geri adım atmaz. Atatürk’ün “Geldikleri gibi giderler” sözü kararlı bir liderin özelliklerini yansıtmaktadır.

          Hem yönetici hem de çalışanlar, çalıştığı ortamı benimsemeli ve bizim diyebilmelidirler. Hem başarıda hem de olumsuzluklarda birlikte sorumluluk almalı, bencillikten arınmalıdır. Lider yöneticilerin kurumlarında bu kültür oturmuştur ve sorun çözme gibi bir uğraşları olmadığı gibi kaliteyi artırma planları yaparlar.

          Liderliğin doğuştan gelen bir yetenek olduğu fikirlerine karşı olmasam da bu fikre katıldığımı çok söyleyemem. Çünkü bütün liderleri içinde bulunduğu şartlar ortaya çıkarmıştır. Kaliteli bir ekiple çalışan kişiler liderlik vasıflarını kolayca hayata geçirebilirler. Zor şartlar altında mücadele edenler de mutlaka içlerinden bir lider çıkarırlar.

          Lider yönetici ekibine güven verirken, kendisi de onlara güvendiğini belli eder. Atatürk; “Ben, 1919 senesi Mayıs içinde Samsun"a çıktığım gün elimde, maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milleti"nin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu milli kuvvete, bu Türk Milleti"ne güvenerek işe başladım.” derken Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde millete güvenin esas olduğunun şifrelerini vermiştir.

           Eğitim yöneticileri bu vasıflara sahip değil ve siyasi irade ile yöneticilik görevi üstlenmişse sıradan yönetici gibi davranır ve belki işini doğru yapar ama doğru işin ne olduğunu sorgulamaz. “Gözlerini kapar, vazifesini de yapar.  Gözlerini kapamayan ama doğru işi doğru zamanda, doğru zeminde yapan yöneticilerimiz çoğaldıkça eğitim kalitesinin artacağını umut ediyor ve güvenli yarınlar hayal ediyorum.

 
Yazarın Diğer Yazıları
 
Çıfıt Çarsısında Sendikacılık Oyunu (30-05-2011)
Ne mutlu türküm diyene (30-05-2011)
Ne mutlu türküm diyene (30-05-2011)
76.Madde ile Yapılan Atamalar (30-05-2011)
Andımız (30-05-2011)
Lider Yönetici (30-05-2011)
Türk Töresi Ve Kültürümüz (30-05-2011)
 
Yazara Ait Tüm Yazılar 
 
Haberler
 
23 MAYIS’TA TÜM MEMURLAR İŞ BIRAKIYOR 23 MAYIS’TA TÜM MEMURLAR İŞ BIRAKIYOR
19.05.2012 00:00:00 (23)
 
 
SENDİKAL MÜCADELEMİZ SONUÇ VERDİ SENDİKAL MÜCADELEMİZ SONUÇ VERDİ
17.05.2012 00:00:00 (394)
 
 
MEYDAN GÜMBÜR GÜMBÜR GÜMBÜRDESİN...! MEYDAN GÜMBÜR GÜMBÜR GÜMBÜRDESİN...!
17.05.2012 00:00:00 (182)
 
 
ANNELERİMİZİ UNUTMADIK ANNELERİMİZİ UNUTMADIK
16.05.2012 00:00:00 (181)
 
 
 
En çok Okunanlar
 
 
Yazarlar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Anket

  Size göre ilimizin en önemli sorunu nedir?





 

 
Önemli Linkler
İndirimli İş Yerleri
Hukuk Köşesi
Basın Bülteni
Şube ve Temsilciliklerimiz
Yeni Doğanlar
Aramızdan Ayrılanlar
Düğün-Nişan-Sünnet
TC. Kimlik No
Emekli Sicil No
Trafik Ceza Puanı M.E.B. 
 
AnasayfaKurumsalReklamİletişim