Bab-ı Âli’ye göre kuşatılan ülke Suriye, İran ve biraz daha uzaklarda Rusya’dır. Bize gösterilen resim bu. Tarihi gerçeklere ve bugüne bakarsak kuşatılan ülkenin yukarda ismi geçenler değil, Türkiye olduğunu görürüz. Nasıl sorusuna yüzelli yıl öncesinden cevapla başlayalım.
1854 yılında Rusya ile savaş halindeyiz. Müttefiklerimiz! Dostlarımız! İngiltere ve Fransa bize borç vermek için yarış halindedirler. Bunun sonucunda yüksek faizle ilk borcumuzu alırız. Sadrazamlık binamızın yakınına Duyun-u Umumiye binası konduruluverir, ekonomik kuşatılmışlığımız başlamıştır hayırlı olsun.
1878(93 Harbi) sırasında Rusya’ya karşı dönemin abisi dostumuz! İngiltere devreye girer, karşılığında Kıbrıs’ı alır. Doğu Akdeniz sahillerimiz ve Kıbrıs bizden alınır. Uluslararası siyasette Kıbrıs dayatması ve kuşatması baş aktör olur.
1940’lı yıllar ikinci Dünya Savaşı ve sonrası yine Rus tehdidi( Rus tehdidi meselesinde söyleyeceklerimi saklı tutuyorum), bu sefer Büyük Birader Amerika dost elini uzatır! İngiltere’den daha cüretkâr davranarak Sinop, İncirlik, Merzifon, Konya dâhil olmak üzere evimizin içine yerleşir. Öcü diye korkutulan Komünizm yerine sömürünün ağa babası olan Kapitalizm kuşatması başlar.
1991 1.Körfez harekâtı sırasında dost! Amerika’nın Çekiç-Pkk sı güney sınırımızı kuşatma altına alır. Bizim topraklarımızdan kalkan Amerikan F-15 leri Jandarma Genel Komutanı Eşref Paşa’yı şehit eder. Psikolojik kuşatma başarılmıştır.
2010’lu yıllarda dost (İsrail-Amerika) yardımları had safhaya ulaşır. Heron, Predatör, Malatya radar üssü, tüm üslerin gerektiğinde kullanımı… Sınırlarımızdan yüzlerce terörist geçerek karakol baskını yapar, TSK baskın yapayım dediğinde sağır sultan duyar ve bunlar ne biçim HERONLARSA ha bire bizi gözetler!
Bu kuşatılmışlığımızı, zincirlerimizi kırmamız lazım. 1919 başlangıcına kendimizi formatlamamız gerek. Sonra da 1850’den bu yana dost sandıklarımıza pılınızı pırtınızı toplayıp gitme vakti geldiğini güçlü bir irade ile haykırma vakti… Ve tabii ki, SON İRADELERİMİZ KUŞATILMADAN ÖNCE.